Son yıllarda büyük bir devinim içinde olan havacılık sektörü büyümesine paralel oranda eksiklerini tamamlayamamakta. Sektörün temel taşları olan havayollarının uçuş personeli, çağdaş ve kapsamlı bir sivil havacılık yasasına kavuşmayı bekliyor… 9 yıldır parlamentoda alt komisyonda bekleyen Hava İş yasa tasarısının ne zaman yürürlüğe gireceği ise meçhul!
Uçak mürettebatının sivil havacılık yasası konusunda ki umutsuz bekleyişinin ardında yatan nedenler son derece hayatidir… 14 Kasım 1983’te yürürlüğe giren 2920 Sayılı Türk Sivil Havacılık Kanunu artık gelişen bir sektörün ihtiyaçlarını karşılamamaktadır. Türkiye’de görev yapan 7000’in üzerindeki kabin memurunun mevcut yasada görev tanımlarının dahi olmaması ise oldukça vahim bir durumdur… Ülkemizde uçak mürettebatı, 4857 Sayılı İş Kanunu’nun kapsamı içinde değildir. İşverenle uçuş personeli, Borçlar Kanunu’na tabii hizmet akitleriyle anlaştıklarından dolayı çalışanların iş güvenceleri, sosyal hak ve güvencelerden, tazminat haklarından yoksun kalmaktadır. Sadece milli havayolumuzda görev yapan uçuş personeli için sosyal ve mesleki haklar Toplu İş Sözleşmesi hükümlerince belirlenmektedir.
Kabin Memuru mesleğinin yasalarca tanımı, Kabin Memurlarının görev tanımı, uçak içi Kabin Memuru güvenliği, sivil havacılık yasası içerisinde net olarak yer almalıdır. Kabin Memurlarının yetki ve sorumluluklarının, sosyal hak ve güvencelerinin tanımlanması, çalışma ve dinlenme süreleri, ücret, fazla mesai ücretleri, ihbar ve kıdem tazminatları, hamilelik ve askerlik durumları, doğum ve doğum sonrası süt-emzirme iznine uygun program belirlenmesi bu kanun kapsamına alınmalıdır. Askerlik görevine giden ve gebe kalan kabin memurlarının durumlarını beyan ettikten sonraki sürecin standartlaştırılması (ücretsiz izin, yer görevi vb.) gerekmektedir. Kabin Memurlarının sağlık ve çalışma koşullarının takip edileceği yeni bir komisyon kurulmalı ve meslek hastalıkları belirlenmelidir. Kabin Memurlarının iş kazası tanımı yasada net olarak yer almalı: uçakta, yatı görevinde ya da eğitim merkezinde meydana gelen ve hâlihazırda kapsam dışı olan rahatsızlıkların iş kazası kapsamına alınması işçi sağlığı açısından önemli olduğu yadsınmamalıdır. Dünyanın her yerinde kabin memurluğu ileri yaşlara kadar yapılmaktadır. Türkiye’de kabin memurluğu emeklilik yaşı limitlerinin arttırılarak yasallaşması gerekmektedir. Kabin Memurları da pilotlar gibi “Log book” kullanmalı ve SHGM onaylı uçuş sertifikaları, işten ayrılma durumlarında kendilerinde kalmalıdır.
Her kabin memurunun yıllık uçuş muayenesi zorunluluğu yasada yer almalı, uçuşa uygun olan ve olmayan durumların tetkik ve değerlendirilmesi uçuş hastanelerinde görevli, uçuş hekimlerince yapılmalıdır. Yakın gelecekte, sadece uçuş hekimlerinden oluşan kadrosu, uçuş muayenelerinin tümünün yapılabildiği bağımsız bir uçuş hastanesinin açılması sektörümüz açısından önem arz eder. Kabin memurları için de meslek hastalıklarının kabul edilmesinden sonra ilgili hastalıkların teşhis, tedavi ve rehabilitasyon süreçlerinin uçuş hekimlerince takip edilmesi sağlıklı iş hayatıyla birlikte motivasyon ve verimlilik arttırıcı bir güvence olacaktır.
Sivil havacılık yasasında yer alması gereken en önemli konulardan biri de kuraldışı yolculardır. Hâlihazırda tabi olunan yasada kuraldışı yolcularla alakalı suç yer almamakta… Adliyeye sevk edilen yolcular için TCK hükümleri uygulandığından, yasada suç tanımı olmayan kuraldışı yolcu durumları için savcılık takipsizlik kararı vermektedir. Kuraldışı yolcu, yasada tanımlanmalı ve oluşan suça karşılık cezai uygulamalar mutlaka belirlenmelidir. Yasa oluşturulurken, UÇAK YERDE İKEN OLUŞAN DURUMLAR ile ilgili mevzuatlar, UÇAK HAVADA İKEN OLUŞAN DURUMLAR ile ilgili mevzuatlar olarak 2’ye ayrılmalıdır. Eylemler: Sözsel Taciz&Hakaret, Cinsel Taciz, Şiddet olarak sınıflandırıldığında farklı cezai müeyyidelere tabi tutulmalıdır. Uçağın kapısı kapandıktan sonra gelişecek olaylarda sözel ya da fiziksel tehditlerin TCK’da olduğu gibi değerlendirilmemesi gerekir. 35.000 feet’te meydana gelen davranışlarla sokakta meydana gelen aynı ya da benzer davranışların birbirinden farklı değerlendirilmesi mühimdir. Her iki durumun sonuçlarının farklı olacağı, bir uçağın içerisinde gerçekleşen olayın telafisinin olamayacağı hesaba katılmalıdır. Suç tanımı yapılırken uçak mürettebatının da güvenli ve emniyetli bir ortamda çalışma hakkına sahip oldukları da göz ardı edilmemelidir. Mürettebattan bir kişi, yolcunun kendine verdiği fiziksel ya da ruhsal bir hasardan ötürü görevini yapamayacak duruma geldiğinde SUÇ’ un açığa çıkacağı yasalarca kabul edilmelidir. Kabin Memurları, kuraldışı yolcu davranışları nedeniyle fiziksel ya da ruhsal hasar görmenin akabinde oluşabilecek acil bir durumda görevini yapamayacak bir hale dönüştüğünde de 2. bir SUÇ’ un açığa çıkacağı da yasal olarak belirtilmelidir. Yaşanan olaylardan ders alırken yaşanmamış olayların, yaşanmayacağı anlamına gelmeyeceği unutulmamalıdır…
Sivil Havacılık Yasası’nın TBMM’den geçmesi zorunlu bir ihtiyaçtır. Gün geçtikçe büyüyen ve altın çağını yaşayan Türk Sivil Havacılık Sektörü ve bu alanda meşakkatle çalışan binlerce uçuş personeli bu yasayı hak etmektedir… Hava İş Yasa tasarısı yürürlüğe girerken yasanın uluslararası emsallerine uygun olması da yasanın yürürlüğe girmesi kadar önemlidir.
Çünkü havacılık uluslararası bir kavramdır ve hava hukuku da uluslararası olmak zorundadır…

