VARLIĞI İLÇESİNDE SAKLI KÜRECİK GİLABOLU

Görüntüsü kimilerimize tanıdık gelse de adı çoğumuzun diline yabancı olan aslen şifalı bitki Gilabolu, hak ettiği değeri bulamamasına karşın insan sağlığı için son derece faydalı.

Gilabolu adı Latince kökünden gelen ve İngilizce’de kullanılan globule kelimesine benzerlik göstermekte. Küçük, yuvarlak kürecik anlamındaki bitki nemli ortamda genellikle dere içlerinde yetişir. Türkiye’de çoğunlukla Ürgüp ve Kayseri civarında yetişen Gilabolu, tespih tanesi büyüklüğünde üzüm salkımını andıran bayrak kırmızısı görüntüsü dikkat çekicidir. Dikiminden 3 yıl sonra meyve vermeye başlayan ve 300 yıl kadar ömrü olduğu söylenen bitki maalesef tüm yararları ile birlikte neslini tüketmek için bekliyor. Türkiye’de sadece Orta Anadolu Bölgesi’nde gizlenmiş çok yıllık bitki yöre halkı tarafından bilinmekte ancak adını başka illere duyuramamaktadır. Oysaki gilabolunun içerdiği bol miktardaki C vitamini ve antioksidan özelliği keşfedilmiş olsa gıda endüstrisi tarafından yadsınmayacak bir ürün haline getirilerek raflarda hak ettiği yeri bulacaktır. Belki de yapılacak çalışmalar sayesinde nesli tükenmeyen şifalı bitkiler arasında yer alacaktır.

Ülkemizde olgunlaşma döneminden önceki haliyle çocukların oyuncağı olan Gilabolu, sahip olduğu doğal asitler sayesinde Amerika’da ki ilaç sanayinin ham maddesi olmayı başarmış. Dünya’da Türkiye dışında Kuzey İrlanda, Meksika, Kuzey Amerika ve Kanada’nın bazı yörelerinde varolan bitki, laboratuar çalışmaları için keşfe açık bir meyve halinde. Kızılcığa da benzetilen bitkinin en önemli özelliği spazm çözücü olması. Vücudun değişik bölgelerindeki kasılmaları önleyen, kasları gevşeten yanı özellikle doğum esnasında anne adaylarına yardımcı oluyor. Gebeliğin son iki ayında gün aşırı tüketilirse anneyi doğuma hazırlamakla birlikte şiddetli sancıları yatıştırdığı, rahim çeperini gevşeterek doğumun kolaylaşmasını sağladığı keşfedilmiş. Özellikle menstrüal ağrılar ve gebelikte düşük önleyici etkisi yadsınmayacak kadar önemli. Bütün spazm çeşitlerine, astım, hazımsızlık, akciğer hastalıklarına hatta histeriye dahi iyi geldiği bilinmekte özellikle böbrek taşı düşüren kişilerin mutlaka denemesi gereken kanal açıcı ve gevşetici. Vücuttaki tortuları, iltihapları gideren bu bitkinin sinir sistemi üzerindeki etkisi inanılmaz. Dâhili olarak kullanımının dışında egzama gibi bazı cilt problemlerinde de harici olarak kullanılmakta.

Gilabolu Suyu ise Orta Anadolu’nun geleneksel içeceği olarak yıllardır tüketilmekte. Sonbahar sonlarında dallarından kesilerek toplanan meyveler yıkandıktan sonra salamura edilmekte. Yaklaşık 3 aylık bekleyişin ardından meyveleri ezilerek içme suyuyla inceltilir. Şeker ilave edilerek şerbet elde edilir. Bu içecek yöre halkının uzun yıllardır alternatif tıp olarak başvurduğu bitkisel bir ilaç niteliğinde.

Erozyon açısından bölgeye çok yararlı olduğu söylenen gilabolu yolu Orta Anadolu’dan geçen kuşlar için de besin kaynağıdır.

Adı ülke genelinde henüz duyulmamış, kendi küçük sağlığa yararları büyük nesli tükenmeye yüz tutmuş bu bitki, Orta Anadolu’nun dere kenarlarında gıda endüstrisince keşfedilmeyi bekliyor…

 

Leave a Reply