Heinrich Kubis, Mart 1912’de yolcu taşıyan ve yolcularına yemek servisi dâhil ultra lüks hizmet veren, Alman yapımı güdümlü balon, delag Zeplin Lz-10 Schwaben ‘da görev yaparak bir hava aracında görev yapan ilk kabin memuru olmuştu. 6 Mayıs 1937’de dünyada üretilmiş en büyük hava aracı olan ve havacılık tarihinde kıtalar arası kesintisiz uçuşu ilk olarak gerçekleştiren Hindenburg zeplini, New Jersey’deki Lakehurst donanma hava üssüne iniş yaparken alev aldı. Kubis, yolcuları güvenli bir biçimde pencerelerden atlamak için teşvik ettiyse de 97 yolcunun 36’sı yanarak hayatını kaybetti. Heinrich Kubis, olayla ilgili yapılan tahkikatta ifade verdikten sonra Almanya’ya döndü.
Yaşanan bu ilk havacılık faciası zeplinlerin sonunu getirirken tarih boyu uçmaya dair var olan ilginin bilimsel çalışmalarla teknolojik tasarımlara dönüşmesine vesile olmuştur.
1920’lerde Birleşik Krallık’ta Imperial Airways, Amerika Birleşik Devletleri’nde Stout Airways’te yolculara kumanya paketlerini dağıtmak üzere erkek görevli bulundurmuşsa da sivil havacılık tarihinin bilinen ilk erkek kabin memuru, İngiliz Jack Sanderson’dur…
Sanderson, “Daimler Airways” tarafından Londra-Paris arasında işletilen Havilland 34
tipi uçakta, 2 Nisan 1922’de göreve başladığında 14 yaşındaydı. Ancak, çok sevdiği mesleğini sadece bir yıl sürdürebildi. Jack Sanderson, 14 Eylül 1923’te Croydon-Manchester uçuşunu uygularken uçağın düşmesi neticesinde yaşamını kaybetti.
Dünyanın ilk kadın hostesi asıl mesleği hemşirelik olan Ellen Church’tü. 2 Ocak 1930 günü, uçak seyahatinin zorlukları ve kabin içindeki yetersiz koşullar nedeniyle yolcuların gereksinimlerini karşılamak için hemşirelerin ilgilenmesinin faydalı olacağını anlatan mektubunu Amerikan United Hava Yolları’nın Yönetim Kurulu Başkanı’na yolladı. Uçaklarda herhangi bir sorun cereyan ettiğinde müdahale eden telsizci ve makinistler bulunmaktaydı. Öneriye olumlu yaklaşmayan yönetim kurulu başkanı Ellen Church’ün ısrarlı tutumu sonucu ikna oldu.
Church, kendisi gibi 7 hemşire daha seçerek 15 Mayıs 1930 günü, üç motorlu bir Boeing80 Auçağıyla San Francisco – Chicago arasında göreve başladı. United Hava Yolları, yolculardan olumlu geribildirim alınca, hostes olarak çalıştırılmak üzere yirmi hemşire ile daha anlaştı. Hostesli yolculukların, yolcular tarafından beğenilmesi ve tercih edilir hale gelmesi üzerine 1934 yılında İsviçre Havayolları “Swissair”, 1935’te Hollanda Havayolları “KLM”, 1938’de de Almanya Havayolları Lufthansa, seferlerinde hosteslere görev vermeye başladı.
Ülkemizde Hosteslik, 1946 yılında satın alınan yirmi bir kişilik DC-3 uçaklarında “Havacı Kadın Kamarot” ismi altında çalıştırılan üç bayan memurla başladı. Kadın Kamarotlara telsiz dersleri de öğretilerek, yolculara hizmetin yanında, telsizcilik görevi de verildi.
1 Ocak 1948 tarihinde Devlet Hava Yolları kadrolarına “Hosteslik” meslek olarak alındı ve Sivil Hava Meydanları İşletmesi Müdürlüğü’nde memur olarak çalışmakta olan Adile Tuğrul bu kadroya atanarak, “Türkiye’nin ilk hostesi” olarak anılmaya başlandı. 1948 yılında yurtdışı seferlere başlanmasıyla 5 hostes kadroya dâhil edilse de, 1950 Yılında hosteslik vazifesi uçaktaki makinist ve telsizci erkek memurlara devredildi. Erkek memurların görevi; yolcular için hazırlanan ikram paketlerini uçakta dağıtmak oldu. Bu yıllarda, diğer hava yollarıyla artan rekabet, Devlet Hava Yolları’nı hostes istihdamına zorlamaya başladı ve 1952’de bayan hostes alımı yeniden tekrarlandı. Zamanla “Hostes” adı başka mesleklerle de anılmaya başlandığından hava aracı hostesliği mesleğinin resmi adı “Kabin Memurluğu” olarak değiştirilmiştir.
Bugün Türkiye’de 7000’i aşkın bay ve bayan kabin memuru modern uçaklarda meşakkatli görevlerini icra etmektedirler. Zeplinlerden günümüze havacılık teknolojisi büyük bir devinim geçirirken kabin memurluğu mesleği de aynı paralelde gelişti ve bir meslek tanımı altında birden çok görevi barındırır oldu.
1968 Yılının Hayat dergisine “Yeni bir meslek: Hosteslik” haber başlığıyla kapak olan, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Gök konuksal avrat” olarak tanımlanan bu güzide vazifenin mesleki adı olan kabin memurluğu hala halk dilinde layığınca yer bulamamaktadır. Mevcut yasada mesleğinin tanımı, Kabin Memurlarının görev tanımı, uçak içi Kabin Memuru güvenliği, hamilelik, askerlik durumları, doğum ve doğum sonrası süt-emzirme izinleri yer almamaktadır… İş Kanunu’nun kapsamı içinde olmamakla birlikte Borçlar Kanunu’na tabii hizmet akitleriyle çalışırlar. Toplu iş sözleşmesi kapsamı dışında kalanlar ise iş güvencesi, tazminat ve sosyal haklarından yoksundurlar. İtibari emeklilik hakları büyük uğraşlar sonunda elde edilmiş, yıllar sonra hükümet değişimiyle ellerinden alınmış ve 2 yıl sonrasında yine gösterilen çabayla geri alınmıştır. Yıllar süren çaba sonucunda açılan büyük umutlarımızı taşıyan olgunlaşmamış girişimlerdir kabin memurluğu meslek yüksek okulları ve bu okullarda hâlihazırda okuyor olsalar da seçiminden emin olmayan, meslek için yetersiz kalacak yabancı dil eğitimi olan öğrencileri vardır… En verimli oldukları zaman genç yaşlarına rağmen işverence emekli edilen birçok meslek hastalığına sahip olsa da resmi hiçbir meslek hastalığı tanımı olmayan, reklam kampanyalarında cinsel obje olarak kullanılan, fıkralara fantezilere konu edilen bir meslektir kabin memurluğu… Toplumda ki herkesin maaşlarında gözü olan buna rağmen bazı firmalarda süpermarketteki kasiyerden bile daha az maaş alan, akut gelişen birçok rahatsızlığın iş kazası kapsamında yer almadığı, bayramı-özel günü, gecesi, gündüzü olmayan, gitme’nin var olduğu, dönme’nin bazen mümkün olmadığı hayatlar yaşayanlardır…
Her şeye rağmen, 31 Mayıs “Dünya Kabin Memurları Günü” olarak ülkemizde kutlanmaya başlandı. Bu yıl da, her yıl olduğu gibi, hatırlanması tek güne sığdırılarak bir biçimde kutlanacak… Ellen Church ya da Jack Sanderson bu mesleğe inandıklarında ne hissediyorlardı bilinmez ama tarihe isimlerini yazdırdıkları bu mesleği onlardan sonra seçenlerin, bugün geldikleri noktanın hak ettikleri nokta olmadığı şüphesizdir… Yaşasın 31 Mayıs Dünya Kabin Memurları Günü! Yeterli saygı görmeseler de görmeyi hak eden, hayat kurtarmak için var olan ve kendi hayatından vazgeçerek başka hayatlara hizmet etmeye kendini adamış tüm kabin memurlarının günü kutlu olsun. Belki bir gün, kanun üzerinde de, kamuoyunda da, onlar için de “Hayaldi…” denilenler gerçek olur…

